21 Şubat 2017 Salı

Beni bırak

Beni çağırma içinden.
Önünde sıcacık bir bir bardak çay soğurken uzun uzun sokağa bakıp beni aklından geçirme. Eski fotoğraflarıma bakıp gözlerinle soyma parça parça. Anıları delik deşik edip kokumu bulma tenha köşelerde. Sabahında ne olacağı bilinmez gecelerin ikiye bölündüğü saatlerde beni arayıp susma telefonun öbür ucunda. Ilık nefesinin ciğerlerinden çıkıp benim soluğuma karışmasına izin verme.  İskambil kağıtlarında kalan parmak izlerin avuçlarımda delikler açmasın. Ne yaptığını bilmiyorsun. Şuursuzca öldürüyorsun beni. İçimden geçen göz bebeklerin bir tür soykırım yaratıyor. Dişlerinde ezilmiş susam taneleri gibi adım. Saçlarımı parmak aralarından geçirdiği hayal ediyorsun. Ve nasıl oluyorsa o hayali bana doğru üflüyorsun. Ve nasıl oluyorsa saçlarım havalanıyor. Birkaçı ne olduğunu bile anlamadan bembeyaz kesiliyor. Saç diplerim naneli bir şampuanla yıkanmış gibi hafifliyor, içim titriyor ve üşümeye başlıyorum. Yapma ne olur. Bu günlerin akşamlarında ayaklarımda en kalın yün çoraplarım, elimde bittikçe yenisini doldurduğum ıhlamur çayları, cam kenarında oturup bomboş gözlerle olmadığın yerleri gözlüyorum. Ne yapsam ısınamıyorum. Bu kıyafetle insanlar dağlarda karlarda yuvarlanıyor. Aklım karıncalanıyor üşüdükçe.  Yokluğun göğsümün üzerine gelip oturuyor. İçinde olduğum geceden öncesi, uzak bir hayale dönüşüyor. Yaşadım mı onca yılı yoksa bir hayal mi gördüm, ayırdına varamıyorum. Efsunlu bir ayrılık acısı gelip içime doluyor. Hıçkıra hıçkıra ağlıyorum. Hırkamın kolları böylesi bir ayrılık için kısa kalıyor.
Beni çağırma içinden.
Koltuğun kollarına kafamı koydukça odanın içinde küçük bir fırtına çıkıyor. Topaklanan tozlar döndükçe sana ait düşmüş kirpikler, kopmuş saç telleri, soyulmuş deriler bulup getiriyorlar. Belki bakmasam görmem. Bakmadan duramıyorum. İçimde bazı damarlar tıkanıyor, bazı kapanmışlar açılıyor. Nefesime korkunç yüzlü canavarlar dadanıyor. Kalbim çarptıkça, cereyanda kalmış kapılar gürültüyle çarpıp çarpıp kapanıyor. Çağlar kapanıyor, yenileri açılıyor. Bu evde bu kadar kapı olduğunu bile bilmem. Bu dünyada bu kadar sert rüzgarlar esebileceğini de. Vücudumun ortasında böyle zamanlarda açılan bir delik olduğunu da. İnanmazsın, ellerimle mideme dokunabiliyorum. İçtiğim ıhlamur çayları içimden süzülüp, halılarda sarı sarı izler bırakıyor. Kendimden bıktıkça çoğalıyorum. Bir bakıyorum karşımda kendimden bir tane daha. Yün çoraplarını çıkarmış, elinde fırçayla arap sabunu, halıdaki lekeyi çitiliyor. Bir başka ben, kapının anahtar deliğinden soyunurken seni gözetliyor. Bir diğeri komodinin çekmecesinde bulduğu ucu küflenmiş dikiş iğnesiyle kendini yamamaya uğraşıyor. Bir başkası bir fotoğraf makinasının içine sokmaya uğraşıyor kendinden kalanları. Tam bir curcunaya dönüyor ortalık. Sen başka bir odada, o bildik kadife koltuğunda oturmuş sigara dumanını perdelere doğru üflüyorsun. Odanın karanlığında aldığın her nefesin ucu küle dönüşüp yere dökülüyor. Umursamıyorsun. Perdeler gün be gün sararıyor, üstün başın leş gibi kokuyor. Yastıklara, perdelere, üstüne başına siniyor kokusu.  Ne yapsan bu mereti de bırakamıyorsun.

Beni bırak.
Kollarım kendime dolansın ıssız gecelerde. Yağmurlu bir kış günü arabayla ölümsüz bir kaza yaptığımda seni aramak gelmesin içimden. Kurufasülyenin tadına baktığımda sen yemiyorsun diye içimde bir yer buruk kalmasın. Çalan telefonlara sen misin diye koşmayayım. Radyoda çalan bazı şarkıları dinlemeye tahammül edemeyip kanalı değiştirmeye çalışmamayım olmadık virajlarda. Ne olur direnmesin yüzün buğulu camları kazağımın ucuyla silmeye uğraşmaya çalıştığımda. Bir kuş sürüsü havalanmasın üzerimde semtinin sınırlarından girdiğimde. Kare masaların uçları yuvarlanmasın üzerinde başkalarıyla rakı içtiğim gecelerde. Sandalyeler rahatsız tahta iskemlelere dönüşmesin. Okul çıkışı oğlanlar kız meselesi yüzünden dövüşmesin. Kimse kimseyle öpüşmesin. 

O gün gelsin. Sen beni bırak.

16 yorum:

  1. Kelimelerinize zeval gelmesin... Kalplere bu kadar dokunan kelimeler sizin kaleminizi terketmemeli...

    YanıtlaSil
  2. Ne kelimeler ne kişiler, kimse beni terk etmesin:)
    Güzel sözlerinize çok teşekkürler. Sevgiler...

    YanıtlaSil
  3. Muazzam birşey bu. Her cümle beynimde bi anıyı canlandırdı. Geçmiş bir türlü geçmiyor ne yazık ki.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Unuttukça var oluyoruz. Geçmişi cebinize koyup yaşamaya devam edin ve de var olun:)

      Sil
  4. Bu ne dehşet verici bir anlatımdır, kaleminize, kalbinize sağlık..

    YanıtlaSil
  5. "Bir yudum kitap" mecrasına aylardır aboneyim ve hemen her gün farklı farklı pasajlar düşüyor gelen kutuma; uzun bi vakittir gelenleri okumadan arşivliyorum bi gün okurum düşüncesiyle. Bu yazıyı "unutmak" etiketi için okuyayım dedim, kendime yakın bulduğum için. iyi ki okumuşum, kaleminize hayran kaldım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, unutmaktan korkmayanları hatırlayacak güzel zamanlar bekliyor olsun. Sevgiyle...

      Sil
  6. Dünya üzerinde birbirini hiç tanımayan iki insanın virgülüne kadar cümle aralarında verdikleri ese kadar aynı şeyi hissedebileceklerini bu yazıyla gördüm. Kendimi yazının diğer ucunda buldum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynı iplerin uçlarında sallanıyoruz muhtemelen ve de aslında birbirimizi tutuyoruz, birbirimize tutunuyoruz. Güzel sözleriniz için çok teşekkürler. Sevgiyle...

      Sil
  7. Beni bırak deyisiniz o kadar içten ki kalbimde hissettim. Yüreğinize kaleminize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beni bıraklar kadar beni bırakmalar da kalbimizde olsun. Teşekkür ederim. Sevgiyle..

      Sil
  8. Şu ana kadar biryudumkitap'tan gelen hiçbir yazıyı araştırmamıştım, derinden etkiledi ruhunuza sağlık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel sözler, çok teşekkür ederim. Ruhlarımız sağlam dursun. Sevgiyle..

      Sil
  9. Sizi okumak bana daima büyük haz veriyor. Her yazınızı sindirmeye çalışıyorum içimde. Yazılarınızı okurken tüketmekten korkarcasına yaklaşıyorum. Umarım ifade edemediğim düşüncelerime tercüman olmaya devam edersiniz. Saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel sözleriniz için çok teşekkür ederim. Bunları duymak ılık bir meltemde oturup denizi izlemek gibi. Sevgiyle..

      Sil