4 Aralık 2012 Salı

Çam ormanı

Paçaların yere değdi senin, dedi kız.
Adam önce kızın neden bahsettiğini anlayamadı. Sonra hatırladı. Evet, doğru, dedi. Üzerindeki eşofmanı çıkardı. Hızlı hızlı yorganın altında pijamalarını aradı. Çiçekli yumuşatıcı kokan pijama altını giydi. Eşofmanı, onunla ne yapacağını bilemiyormuş gibi, elinde tuttu. Sonra yatağın yanındaki sandalyenin arkasına dikkatlice koydu. Hareketlerinde hep bir tedirginlik vardı. Kız bir yandan yatakta uzanmış, kitabını okurken, belli etmemeye çalışarak adamın her hareketini gözlüyordu. Adam çorabının tekini çıkardı. Elinde çorapla dikilirken bütün kurallar tek tek aklına geldi. Kızın yatağı sanki tüm dünyadan ayrı bir yerdi. Çok temiz bir şekilde ve yalnızca yatak kıyafetleriyle girilebilirdi yatağa. Aksi imkansızdı.


Sıkıntıyla, çıkardığı çorabı geri giydi. Az önce giydiği pijama altını dikkatlice çıkardı, yatağın üzerine koydu. Banyoya gitti. Önce duşa girdi, ayaklarını yıkadı. Islak ayaklarıyla bu defa yere basmadan nasıl yatağa geri döneceğini düşündü. Banyo kapısının yanındaki terlikleri gördü. Duştan çıkıp terlikleri almaya gitti. Yere bastığı için duşa dönüp ayaklarını tekrar yıkadı. Duşun içinde durup, suların ayaklarından akmasını bekledi bir süre. Bu sırada üşüdü. Dışarıdan şimşek sesi duydu. Banyo penceresini sıkıca kapattı. Beklerken, duşun içinde bakınmaya başladı. Şampuanlara baktı önce. Geçenlerde şampuansız yıkanan saçların daha sağlıklı olduğunu okumuştu. Belki doğruydu ama bu kadar güzel kokamazdı o zaman saçlar. Açıp hindistan cevizli olanı kokladı. Bu değil, diye düşündü. Yeşil kapaklıyı açtı bu defa. Derin derin kokladı. İyice üşüdü bu arada. Silkeledi ayaklarını. Ayak tabanının yarısına gelen terliklerin üzerinde parmak uçlarında dikildi. Dişlerini fırçaladı. Aynada kendine baktı, gülümsedi. 

İçinde hiç bilmediği bir his vardı. Bu kızlayken o kadar çok şeyi bir anda hissediyordu ki, yoruluyordu. Bütün gün denizde yüzdükten sonra gelen o tatlı yorgunluk gibi bir histi bu. Gidip hemen uykuya dalmak istiyordu yanında. Normalde olduğundan daha çok yemek yiyiyor, daha çok konuşuyordu onunlayken. Saatlerce koşmak istiyordu. Gece çok geç yattıkları zamanlarda bile sabah erkenden açılıyordu gözleri. Diş fırçasını yerine koydu. Çok uyduruk bir diş fırçasıydı bu. Dişetlerini acıtmıştı. Bir dahaki gelişimde diş fırçamı getirsem mi acaba, diye düşündü. Tekrar gülümsedi. Parmak uçlarında yatak odasına yürüdü. Yatağa oturdu. Pijama altını tekrar giydi. Kafasını kızın yastığına koydu. Kız kitabını okumaya devam ederken çenesini okşadı adamın. Yastık çam ormanları gibi kokuyordu. Hemen uykuya daldı. Yazın çamlarla çevrili bir koyda denize giriyordu adam rüyasında. Çocuktu daha. Elinde küreğiyle, denizin üzerinden yıllar sonraki bu ana bakıyordu. Kız adamın uykusunda gülümseyen dudaklarına dokundu. Sıkıca sarılıp ışığı kapattı.